info@avehukuk.com+90 (312) 466 50 27

805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun ile Türk tabiiyetindeki her türlü şirket ve kuruluşun Türkiye’deki her türlü iş için yaptığı işlem, sözleşme, yazışma ve defter kayıtlarının Türkçe olması zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk, Türkiye’de iş yapan yabancı şirketler içinde geçerlidir. O hâlde, ister vatandaş isterse yabancı olsun Türkiye’de yapılacak her türlü işlem ve sözleşmenin Türkçe olarak yapılması gerekmektedir. Aksine davranışın yaptırımı ise “tanzim edilen belge ve kayıtların, sahibi lehine dikkate alınmaması” olarak öngörülmüştür.

Nitekim konu ile ilgili Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin GÜNCEL (12/04/2022 gün) E:2020/ 5961 K:2022/2983 sayılı kararında “… Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin eski ortaklarından olup yönetim kurulu üyesi ve satış müdürü olarak görev yaptığını, 2002 yılından itibaren süregelen ilişkinin 24.10.2008 tarihinde davalı ve müvekkili şirketin de taraf olduğu \"Bağlayıcı Sözleşme\" ile sonlandığını, bu sözleşmenin \"Rekabet Etmeme Anlaşması\" başlıklı 9.2 paragrafı uyarınca davalının istifa tarihi olan 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren 3 yıllık bir dönem için müvekkili şirket ile rekabet etmemeyi …Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle bu kapsamda ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir. …. Ayrıca dosyada bulunan 24.10.2008 tarihli sözleşmenin tarafı Türkiye'de kurulu davacı şirket ile Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki davalı arasında İngilizce olarak hazırlanmış olmasından dolayı 805 sayılı Kanun’un 2 ve 4. maddeleri gereğince sözleşmenin 9. maddesinde davacı şirket yararına olan \"rekabet yasağı\" hükmünün davacı şirket lehine nazara alınmaması gerekirken Mahkemece rekabet yasağının varlığının tespitine ve tazminata karar verilmesi de doğru olmayıp, hükmün bu sebeple de davalı yararına re'sen bozulmasını…”şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

Yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi,  01/12/2016 gün E:2015/ 11036 K: 2016 / 9260 sayılı kararında da değindiği üzere “Türk tabiyetinde olan taraflar arasında imzalanan danışmanlık ve hukuki hizmet sözleşmesinin İngilizce düzenlenmesinin 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun'un 1 ve 4. maddeleri uyarınca emredici yasa hükmüne aykırı olduğu, bu bağlamda sözleşmenin geçersiz olduğuna ilişkin mahkemenin kabulü ilkesel olarak doğru …” olduğunu süregelen biçimde kabul etmiştir.

Ayrıca hemen belirtmek gerekir ki; “terimsel” ifade gerekçesi ile 805 sayılı Kanunun göz ardı edilmesi de mümkün görülmemektedir. Zira Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 30/11/1979 gün E:1979/ 3309 K: 1079/ 5469 sayılı kararında “ … Her ne kadar, kökleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, aslında Türkçe olarak düzenlenen bir sözleşmeye tarafların beynelminel terim ve tabirleri özel şart olarak yazmaları mümkün ise de, işin niteliği ve özelliği bu tür yabancı terim ve tabirlerin aynen kullanılmasını zorunlu kılması gerekir. Bu halde, 805 sayılı Kanuna aykırılık teşkil edecek bir işlemin varlığından da söz edilemez. Davada ise, teminat mektubuna İngilizce olarak yazılan (vade) şartı, niteliği ve özelliği itibariyle beynelminel terim ve tabirlerin aynen kullanılmasını zorunlu kılmadığı gibi, İngilizce yazılan şart da, Türkçe olarak yazılması mümkün ve olağan bulunan garantinin sonu eriş koşuluna ilişkindir. Bu itibarla davalı bankanın düzenleyerek davacı idareye verdiği teminat mektubuna İngilizce olarak yazdığı (vade) şartının 805 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince davalı yararına göz önünde bulundurulmaması ve davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu şarta dayanılarak davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir. …”