Garanti veren ile muhatap arasındaki hukuki ilişkinin niteliği üçüncü şahsın fiilini üstelenmeden kaynaklanan garanti sözleşmesidir. Lehtar ile muhatap arasındaki hukuki ilişki ise çoğunlukla sözleşme ilişkisi olmakla birlikte haksız fiil yahut sebepsiz zenginleşme ilişki olması da mümkündür. Lehtar ile garanti veren (banka veya finans kurumu) arasındaki hukuki ilişki ise kredi ilişkidir.
Teminat mektubu, garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu için hukuki statüsü itibariyle “kefalet hükümlerinden” farklıdır. Zira teminat mektubu ile birlikte garanti veren, lehtar ile muhatap arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız biçimde bir borç altına girmektedir. Nitekim teminat mektuplarının şablonlarında yer alan “ …protesto çekmeye, hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve yüklenici ile idareniz arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, yukarıda yazılı tutarı ilk yazılı talebiniz üzerine derhal ve gecikmeksizin idarenize nakden ve tamamen..” ödeneceği şeklindeki kalıplaşmış ifade bu hukuki duruma yöneliktir.
Bu nedenle kefalet ilişkisinden farklı olarak; feri değil, asli nitelikte bir borçtur. Bunun sonucu olarak da; garanti veren banka, asıl borçluya (lehdara) ait def’ileri ileri süremez. Kefil ifası oranında borçlunun haklarına halef iken garanti veren, olamaz. Kefil ödemede bulunduğu takdirde, alacaklının elindeki teminatların kendisine verilmesini talep edebilir iken garanti verenin böyle bir hakkı yoktur.